hamile-kalmak-icin-dogurganligi-artiran-besinler

Hamile Kalmak için Doğurganlığı Artıran Besinler Yiyin

Hamile Kalmak için Doğurganlığı Artıran Besinler Yiyin
Hamile kalmak için her şeyi doğru yaptığınızı düşünüyorsanız ve yine de hamile kalamıyorsanız yaptıklarınızı tekrar gözden geçirmeniz gerek. Hamile kalmak için en önemli husus doğru zamanda ilişkinin olmasıdır. Bunu da kısaca şöyle açıklamak gerekir; düzenli adet gören kadınlarda adetin başlangıcından itibaren 14. gün yumurtlama günüdür ve bu günlerde yapılan ilişki ile gebelik meydana gelir.

Hamile kalmayı kolaylaştırmak için diğer bir husus da doğurganlığı artırmaktır. Doğurganlığı artırmak için yapmanız gereken şeylerden birisi de doğru beslenmektir. Doğurganlı artırarak hamile kalmayı kolaylaştıran besinleri Diyetisyen ve Yaşam Koçu Gizem Şeber açıkladı.

Somon: D vitamini eksikliği en önemli etkenlerden birisidir. Yale Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada hamile kalamayan kadınlarınyüzde 63’ünde D vitamini yetersizliği belirlenmiştir. D vitamini için en önemli besin kaynağı ise somon balığıdır. Güneşin en iyi D vitamini kaynağı olduğunu da hatırlatalım.

Badem: Badem içerisinde sağlıklı doymamış yağlar bulunmaktadır. Bu da kadınlarda doğurganlığı artırmaktadır. Badem içerisinde bulunan E vitamini sayesinde de erkeklerde sperm üretimini olumlu yönde etkiliyor.

Mercimek: Harvard Üniversitesi’nin yaptığı bilimsel çalışmada, bitkisel protein ve demirin doğurganlık için önemli olduğu kanıtlanmıştır. Bitkisel kaynaklı protein ve demir tüketen kadınlarda doğurganlık oranının yüzde 30 fazla olduğu bildirilmiştir.

Ay çekirdeği: Erkeklerde ve kadınlarda üreme sağlığını olumlu etkileyen ay çekirdeği zengin çinko içeriği ile bunu başarıyor. Fazla kalorisi bulunan bu besini az tüketmeye özen göstermeniz gerekir.

Bulgur: Doğurganlık için kan şekeri dengesi ve insülin duyarlılığı önemli bir konudur. Bulgur, kan şekerini yavaş yükseltir ve yavaş düşürür. Ayrıca metabolizma ve doğurganlık açısından önemli olan B vitaminlerinden de zengindir.

yercekimi-nedir

Yer Çekimi Nedir? Yer Çekimi Nasıl Anlaşılır?

Yer Çekimi Nedir? Yer Çekimi Nasıl Anlaşılır?
Bilinen kuvvetler arasında algılanabilme özelliği olan tek kuvvet türü yer çekimi kuvvetidir ama buna rağmen yer çekimi hakkında, diğer kuvvetlere oranla daha az bilgi bulunur. Halk arasında yer çekimi olarak bilinen gücün bilimsel adı; kütle çekim kuvvetidir. Bilinen diğer kuvvetlere bakarak daha az güce sahiptir ama büyük kütle parçalarının birbirini çekmesini sağlayabilir. Yalnızca yer çekimi kuvveti değil tüm kuvvetler arasındaki dengeler çok hassas bir durumdadır.

Örneğin; nükleer kuvvet çok az daha zayıf olsaydı; evrendeki kararlı element yalnızca hidrojenden ibaret olurdu. Tam tersi durumda da ortamda hiç hidrojen bulunmayacak ve böylece de yıldızlar, galaksiler şimdiki hallerinden çok farklı şekillenecektir. Yani tüm dengeler muhteşem bir düzen içinde kuruludur. Bu dengelerden birinde bile değişiklik olmuş olsa; yıldız, gezegen, atom gibi şeyler olmayacaktı ve doğal olarak hayat diye bir şey de söz konusu olmayacaktı.

Evrende bulunan yıldızlar ve galaksiler daima birbirlerinin yörüngelerinde kalırlar. Bu durumun nedeni yer çekimi kuvvetidir. Dünyanın ve diğer tüm gezegenlerin Güneş’e yaklaşmadan belli bir yörüngede dolaşmasını da sağlar. İnsanlar ve canlılar, yer çekimi sayesinde kütleler üzerinde yürüyebilir, oturabilir. Yer çekimi kuvvetinde bir bozulma yaşanırsa; tüm dengeler bozulur. Yer çekimi biriminde azalma meydana gelirse; yıldızlar kayar, dünya yörüngesinden ayrılır ve canlılar da uzay boşluğuna dağılır. Yer çekimi kuvveti artarsa; yıldızlar birbirleriyle çarpışır, dünya Güneş’e yapışır ve canlılar da yer kabuğunun içine girer. İmkânsız gibi görünebilir ama bu ihtimaller var olan şeylerdir. Bu kuvvetin şuanki değerlerin çok az da olsa dışına çıkması bu senaryoları görmek için yeterlidir.

Yer Çekimi Nasıl Oluşur?
Yer çekimi kuvvetini ilk bulan isim olan Isaac Newton bu yasayı 1687 yılında Principia adını verdiği kitabında duyurmuştur. Newton yer çekiminin nasıl oluştuğu konusunda yaptığı açıklamada; iki kütle arasında bir çekim gücü olduğundan ve bu gücün kütlelerin büyüklüğü ile doğru orantılı olduğundan bahseder. Kuvvetin gücü kütlelerin aralarındaki mesafenin karesiyle de ters orantılıdır. Yani kütlelerin arasındaki mesafe arttıkça çekim gücü azalacak, büyüklükleri arttıkça çekim kuvveti artacaktır. Bu basit denklem gösteriyor ki; dünya üzerinde bulunduğu her cismi kendi merkezine doğru çeken büyük bir kuvvete sahiptir. Albert Einstein 1916 yılında açıkladığı genel görelilik teorisinde de Newton’u desteklemiştir.

Michael Denton, yer çekimi üzerine çalışmalar yapmış ve çıkardığı kitabında yer çekiminin gücünün değişmesi durumunda olabilecekleri kitabında detaylıca anlatmıştır. Kitaptaki bilgilere göre; yer çekimi kuvveti şuan olduğundan bir trilyon kadar daha güçlü olsaydı; evren çok küçük olurdu. Canlı yaşamı 1 yıl kadar kısa sürerdi. Yer çekimi kuvveti çok az bile güçsüz olmuş olsaydı; yıldızlar ve galaksi meydana gelmezdi.

Yer Çekimi Kuvvetinin Özellikleri Nelerdir?
Kütle çekim kuvveti denen olgu tüm evren için geçerlidir. Dünyamız için isimlendirilmesinde ise yer çekimi olarak kullanılır. Yani yer çekimi, Dünya’nın, kendi üzerindeki cisimle uyguladığı kütle çekim kuvvetinin ta kendisidir.
Uygulanan çekim kuvvetinin miktarına ağırlık adı verilir. Ağırlık gram ile ifade edilir.
Ağırlıklar, dinamometre ya da el kantarı ile ölçülebilir.
Yer çekimi gücü, üzerindeki cisimleri sürekli olarak Dünya merkezine çeker. Böylece yer çekim kuvvetinin yani dünya üzerindeki cismin ağırlığının duruşu her zaman Dünya’nın merkezine (aşağıya) doğru işaret edilir.
Cisimlerin ağırlığı konumlara göre farklılık gösterebilir. İller arası yolculuklarda kiloların farklı çıkması bu sebeptendir.
Cisimler, yerin merkezine yaklaştığı müddetçe ağırlık artış gösterir.
Cisimler, yer merkezinden uzağa gittikçe ağırlık azalış gösterir.
Dünya şekli bakımından kutuplardan basık olduğundan; cisimler ekvatorda daha hafifken; kutuplarda daha ağırdır. Çünkü kutuplara yaklaştıkça yer merkezine yaklaşım sağlanır.
Dünya üzerinde deniz kıyılarından yükseğe çıkıldığında, merkeze olan uzaklık artar. Böylelikle de ağırlık azalır.
Uzay alanında yer çekimi kuvveti yoktur. Bu sebeple cisimlerin ağırlıkları sıfır birimdir.
Dünya’nın yer çekim kuvveti, Ay’da olduğundan 6 kat civarında fazladır. Yani cismin Ay’daki ağırlığı daha hafifken; Dünya’da da daha ağırdır.
Ay’da bulunan kütle çekim kuvvetine de ay çekimi adı verilir.

sicak-su-faydalari

Sıcak Su içmenin Faydaları Nelerdir? Kalp Krizi Sıcak Su ile Önlenebilir mi?

Sıcak Su içmenin Faydaları Nelerdir? Kalp Krizi Sıcak Su ile Önlenebilir mi?

Kalp Krizi ve Sicak Su

Sadece öğünlerden sonra sıcak su içme konusuna değil kalp krizi risklerine de değinmektedir. Çinliler ve Japonlar yemeklerinden sonra soğuk su değil sıcak çay içerler. Belki biz de yemekten sonra sıcak bir şeyler içme alışkanlığımızı onlardan edindik. Eğer yemeklerden sonra soğuk şeyler içiyorsanız bu yazı size hitap ediyor. Yemekten sonra soğuk bir şeyler içmek sizi rahatlatabilir.
Ancak tükettiğiniz soğuk su katılaşarak yağlı bir madde haline döner ve yavaş bir şekilde sindirilir. Bu asitli tepkime bozularak bağırsakta kati maddelerden daha hızlı bir şekilde emilir.
Bir kısmı bağırsağa yapışır. Kısa bir süre sonra tamamen yağ haline döner ve kansere yol açar.
Yemekten sonra sicak su veya çorba içmek en iyisidir. Kalp krizi hakkında önemli birkaç bilgi

Kalp krizi belirtisi her zaman sol kolun uyuşması değildir. Çenedeki şiddetli ağrıların da
farkında olun. İlk göğüs ağrınız kalp krizi sırasında gerçekleşmez. (Daha önce mutlaka göğüs ağrınız olmuştur) Mide bulantısı ve şiddetli terleme de önemli kalp krizi belirtilerindendir.
Kalp krizi geçiren insanların %60 i uyurken ölür. Göğüsteki ağrılar sizi uykudan uyandırabilir.
Lütfen dikkatli olun ve olanların farkına varın.

Not: Bilgi Amaçlıdır. Doktorunuza Danışınız!

selahaddin-eyyubi

Selahaddin Eyyubi Kimdir?

Selahaddin Eyyubi Kimdir?

Büyük İslâm Komutanı ve Eyyubiler Devleti’nin Kurucusu Selahaddin Eyyubi (1138 – 1193)
Selahaddin Eyyubi, 1138’de Tekrit’te doğdu. Babası, Selçuklu Sultanı Mesut Şah’ın Tekrit muhafızı olan Necmeddin Eyyup’dur. Selahaddin Eyyubi’nin çocukluğu Tekrit ve Baalbek’te geçti. Tahsilini de bu merkezler ve Şam’da tamamladı.

Selahaddin Eyyubi Matematik, geometri, astronomi yanında mantık, felsefe, tarih ve fıkıh öğrendi. Onbeş yaşlarında iken, Selçuklu atabeyi Nurettin Mahmut Zengi’nin yanında yer alarak onun kuvvetleri birlikte katıldığı Mısır Seferi’nde; ilk önemli başarıyı (1164-1169) sağladı. 1169’da Mısır’daki Fatimi halifesi Adid’in vezirliğine getirildi. Hemen çalışmalara başlayarak devlet kadrolarında düzenlemeler yaptı; saray, ordu, halk ileri gelenleri ve komşu devletlerle gayet iyi ilişkiler kurdu. Selahaddin Eyyubi’nin Mısır’daki icraatları Haçlılar’ı telaşlandırdı. Kudüs Haçlıları, Avrupa’dan aldıkları destek kuvvetlerle; Selahaddin Eyyubi’nin üzerine yürüdüler. Nurettin Zengi’nin desteğini alan Selahaddin Eyyubi’de hazırlıklarını yaparak, 1170 yılında Haçlılar’ı geri püskürttü. Bu olayın ertesi yılında Fatimi halifesi Abid’in ölümü üzerine idareyi tamamen ele alan Selahaddin Eyyubi, Mısır’ın hakimi oldu. Bölgede hakim olan Şii’liği, daha çok pratik ve idari önlemlerle yok ederek; yerine Sünniliği hakim kıldı ve Abbasi Halifesi adına hutbe okuttu. Mısır’daki bu iktidar değişikliği, Haçlıları tekrar harekete geçirdi. 1173 yılında Normonlar’ın İskenderiye’ye yaptığı çıkarma, Selahaddin Eyyubi’nin şiddetli karşı koyması sonucu hüsranla bitti ve Normonlar hezimete uğradı. 1174’de Sultan Nurettin Mahmut Zengi’nin vefatı üzerine bağımsızlığını ilân eden Selahaddin Eyyubi, 1175 yılında Abbasi halifesinin de tasdiki ile Sultan oldu. Böylece 1169’da Mısır Fatimelerinde vezir olan Selahaddin Eyyubi, 1171’de Mısır hakimi, 1175 yılında da Sultan oldu. Bundan sonra, Fatimilerin son izlerini de ortadan kaldıran Eyyubi, kardeşlerinin de yardımıyla Sudan, Yemen, Hicaz ve Suriye gibi komşu ülkelere de hakim olarak; büyük bir İslâm devleti kurdu. Devlet teşkilatı ve idareyi yeniden düzenledi, eğitim ve imar işlerine ağırlık verdi. İslâm’daki sapık fikirlerle mücadele ederek, Ehl-i Sünnet itikadının yayılmasına hizmet etti. Eyyubiler’in başarıları ve hakimiyet alanlarını genişletmeleri, Haçlılar’ı tedirgen ediyor ve sıranın Kudüs Haçlı Krallığı’na geldiğini anlamalarını sağlıyordu. 1177-1180 yılları arasında Eyyubiler ile Haçlılar arasındaki savaşlar sonunda, Haçlılar müterake istediler ve anlaşma sağlandı. Ancak, Haçlılar mütareke şartlarını ihlal edince; bir daha dönmemek üzere, 1182’de Mısır’dan ayrılan Selahaddin Eyyubi; hayatının bundan sonra kalan kısmını Haçlılar’la savaşarak geçirdi. Öncelikle Suriye’de hakimiyet kurmak için, 1183 yılında Halep’i zaptetti, Elcezire’yi aldı. Telaşa kapılan Haçlıların isteği üzerine, dört yıllık bir mütareke yapıldıysa da; antlaşmayı ihlal eden yine Haçlılar oldu. 1187’de Taberiye Gölü yakınlarındaki Hıttin’de, Haçlıları yenen Selahattin Eyyubi; Filistin’i ele geçirdikten sonra, 2 Ekim 1187 tarihinde Kudüs’ü aldı. Bu durum karşısında Almanya, İngiltere ve Fransa krallarının öncülüğünde, üçüncü Haçlı Ordusu hazırlanarak Filistin’e gönderildi. Haçlı ordusu, 1189 yılında karadan ve denizden kuşattıkları Akka kalesini; kale Müslümanlarının direnişi ve Selahaddin Eyyubi’nin dışarıdan desteği nedeniyle, ancak 1191 yılında ele geçirebildiler. Uzun süren savaşın Haçlıları yorması, büyük kayıplar vermeleri ve Selahaddin Eyyubi’nin sabırla savaşı devam ettirmesi sonucunda; taraflar arasında barış antlaşması imzalandı. Mütarekeye göre, Suriye kıyısında dar bir alan dışında; Kudüs’de dahil olmak üzere bütün bölge Selahaddin Eyyubi’nin yönetimine bırakıldı. Hıristiyanların silahsız olarak Kudüs’ü ziyaretlerine izin verildi. Selahaddin Eyyubi, bu antlaşmayla zaferini pekiştirmiş olarak Şam’a gitti. Rahatsızlaşması sonunda, 4 mart 1193’de orada vefat etti. Kabri Şam’dadır.
Selahaddin Eyyubi, hayatını İslâm’a hizmete adamış, ilmi ve ilim ehlini çok seven, adaletli, cömert ve alçak gönüllü bir komutan ve sultandı. Ölümünden sonra, Eyyubi İmparatorluğu kardeşleri, yeğenleri ve oğullarından hayatta kalanlar arasında bölüşüldü. Yine de Kahire’deki hükümdarı, en büyük sultan olarak tanıdılar.

berrak-tuzunatac

“Sübyancı” Davasını Kazandı!

“Sübyancı” Davasını Kazandı!
Erol Köse, ünlü oyuncu Berrak Tüzünataç’a sosyal medyada hakaret ettiği gerekçesiyle para cezasına çarptırıldı.
Geçtiğimiz yıl Twitter hesabında “histerik, balkon şezlong fark etmiyor, sübyancı Berrak” yazdığı iddia edilen ünlü yapımcı için hakaret suçundan 3 aydan 2 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.
İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nde önceki gün görülen davada Köse, 7 bin 280 lira para cezasına çarptırıldı. Mahkeme, Erol Köse’nin pişmanlık duyduğuna dair tavır ve davranış göstermediği gerekçesiyle cezayı ertelemedi.
Mahkemede ifade veren Erol Köse, “O Twitter hesabı bana ait değil. Berrak arkadaşımdır ve ona bu ifadeleri kullanmam” diyerek iddiaları reddetti.